Bir kelebek girdi evime. Önce korktum. Ama kanadını açıp uçmaya başlayınca güzelliğine aşık oldum. Bardakla üstünü kapatıp tam evden dışarı, onu özgür kılmak için bırakacakken; çok bitkin, yorgun deyim yerindeyse kanadı kırık görünce içim acıdı.
Evimde serbest bıraktım ben de... Uçtu uçtu... Ne yer ne içer bilmem ki diye düşünürken en iyisi açık büfe yapmak deyip mutfağa götürdüm minik kelebeği. Her şey senin istediği al diyerek.
Kelebek yedi, içti, güçlendi. Kocaman, güçlü, mutlu bir kelebek oldu. Ama sıkıldı... O güzel şey, dört duvarda yaşamaktan sıkıldı. Ağladı. Ve ben onu özgür bıraktım. O beni yalnız bıraktı.
Minik kelebek artık özgür. Artık kendi ayakları üzerinde, kendi savaşını veriyor. Umarım iyisindir kelebek çünkü ben hiç değilim. Gel gene uç evin en güzel yerinde, inan çok özledim....
Büyük Ev Ablukada- En güzel yerinde evin:
Üzgünüm eskisi gibi değil lunapark
Bir yanıp bir sönerken
Hiç gitmemiş gibi ışıklar ama
baksana bana gölgeme döndüm halim
perişan, bir yanıp bir söner, bir yanıp bir söner, bir
yanıp bir söner...
Hiç gitmemiş gibi ışıklar ama...
Sen nehirleri yataklarından ayırırdın da örterdin
üstümü,
hani yuvarlanıverirdi taşlar, hani canları isterse.
En güzel günleriydi onlar ama geri geleceklermiş
gibi değil.
Bu sefer,
mutsuzum ama keyfim yerinde.
Gel beraber diye değil.
Karanlık hurda bir eşyadır ve
en güzel yerinde durur evin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder